beslenme-beyin
kisbeslenme-min
Line-4.png

Spondiloartropatilerde Beslenme Önerileri

Spondiloartropatiler (SpA’lar) ortak patofizyolojik, klinik, genetik ve radyolojik özelliklere sahip olan, kronik, temel olarak omurgaya etkileyen, ancak periferik eklemleri de etkileyebilen ve eklem dışı belirtilerin görülebildiği bir hastalık grubudur.

beslenme-ve-diyet (1)
yellow-bg-1.png
Line-4.png

Spa ve Bağırsak Inflamasyonu

SpA hastalarda akut ve kronik olmak üzere iki tip bağırsak inflamasyonu bulunabilir. Akut inflamasyon kendi kendini sınırlayan bakteriyel enterokolite benzer. Kronik inflamasyon ise, Crohn
hastalığında olduğu gibi bağırsak dokusunda mononukleer hücre infiltrasyonu ile karakterizedir

Inflamasyonda Obezitenin Rolü

Yanlış beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite eksikliği neticesinde ortaya çıkan kilo problemi genelde orta yaş problemi gibi algılanmaktadır. Ancak aşan kilolulnk günümüzde her yaş grubu için tehlike oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalar yetişkin obezlerin 1/3’nün obezite probleminin çocukluk ve gençlik döneminde ortaya çıktığı gösterilmiştir. Türkiye’de de tüm dünyada olduğu gibi obezite prevelansı giderek artmaktadır. Türkiye’de obezite prevelans 24788 kişinin tarandığı TURDEP çalışmasının sonuçlarına göre %22 bulunmuştur.

Spa'da Bağırsak Mikrobiyomu

Fırsatçı patojenlerin varlığı, kommensal bakterilerin fonksiyonlarındaki değişim konağın genetik özellikleri bağırsak geçirgenliğindeki artış nedeniyle sürekli antijenik uyarı meydana gelir ve sonucunda T hücre aktivasyonu görülür. Bu durumda bağırsakta inflamasyona neden olur. Kronik (düşük seviyeli uzun süreli) inflamasyonda bağışıklık hücreleri sağlıklı dokulara sürekli saldırarak SpA, kanser, diyabet, kalp hastalığı, kalp krizi, alzheimer gibi durumlar ve diğer otoimman hastalıklarla sonuçlanmaktadır.

Line-4.png

Beslenmenin İnflamasyon üzerine Etkisi

Bağırsakların sağlıklı olması insan sağlığının en önemli unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin (mikrobiata) dengeli olması çok önemlidir. Floradaki en ufak bir bozulma ise bağırsaktaki bu zararlıların kan dolaşımına karışmasına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Buna (leaky gut) sızdıran bağırsak sendromu denir. Bozulan bakteri dengesini düzeltmek, hasarlı, yaralı, ülserli, ateşli, sızıntılı bağırsak duvarını ve bağırsak epitel dokusunu iyileştirmek yani oluşan inflamasyonu gidermek için özel bir beslenme programi uygulanması gerekmektedir.Kronik düşük dereceli inflamasyon obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi bulaşıcı olmayan kronik hastalıklara neden olabilmektedir. Yüksek enerji alımı, yüksek glisemik indekse sahip besinlerin, rafine karbonhidratların, düşük lif içerikli besinlerin ve yağ içeriği yüksek besinlerin tüketimi proinflamatuar etki göstererek kronik düşük dereceli inflamasyonu tetikleyebilirler. Diyet ve diyet bileşenleri inflamasyonda önemli bir role sahiptir. Anti-inflamatuar beslenme için proinflamatuar olan gıdalardan kaçınırken, doğası gereği antiinflamatuar olan gıdaları dikkatlice seçmek, bir anti-inflamatuar diyet planının temelini oluşturmaktadır.

Diyet İnflamatuar İndex

Çeşitli besinlerden alınan antiinflamatuar ve proinflamatuar bileşenler insandaki inflamasyon derecesinin belirlenmesine etki edebilir. Düşük glisemik indekse sahip besinler, tam tahıllı besinler, meyve ve sebzeler, karotenoidler antiinflamatuar etki göstererek crp, 11-6, tnf-a gibi inflamatuar belirteçler üzerinde yararlı etkiler gösterebilmektedirler. Diyetin inflamatuar etkisini belirlemek için DII geliştirilmiştir. DII üzerine yapılan çalışmalarda DII ve hastalıklar üzerine etkisi ortaya konmuştur. Literatürden türetilmiş bir indeks olan diyet inflamatuar indeksi (DII), bireylerin genel beslenme tarzının inflamasyon üzerine etkisini değerlendirmek üzere geliştirilmiş bir indekstir. DII; makro besin öğelerinin, vitamin ve minerallerin, flavonoidlerin ve bazı besinlerin prove anti-inflamatuar özelliklerini değerlendirmiş olan hücre kültürü, hayvan çalışmaları ve epidemiyolojik çalışmaları kapsayan geniş çaplı bir literatür çalışması yapılarak araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir.

indir (2)
yellow-bg.png
dusuk-fodmap-yiyecekler-1024x683-1
yellow-bg-1.png

GAPS BESLENME PROTOKOLÜ 3 aşamadan oluşur.
GAPS GİRİŞ DİYETİ; 6 aşamadan meydana gelir. Giriş diyetinin başlanmasıyla birlikte psikolojik ve fiziksel semptomları ortadan kalkar. Bu aşamada bağırsağı rahatsız edebilecek tüm besinler diyetten çıkarılır ve bağırsak duvarının onarılması sağlanır. Onarılan bağırsak duvarı emilim yapmadan önce sindirimi gerçekleştirir ve böylece birçok gıda intoleransı ve alerjileri ortadan kalkar.
TAM GAPS DİYETİ Bağırsak florasının dengesi tam olarak iyileşir. Kişiler için diyet daha uygulanabilir hale gelmiştir. Bu dönemde hastalar gaps diyeti ile tamamen uyum halindedir. GAPS DİYETİNDEN ÇIKIŞ: Hastalığın tüm semptomları ortadan kalksa da giriş diyetinden sonra yaklaşık 2 sene daha tam diyete devam edilir. Diyetten çıkış aşamasında diyetten çıkarılan tüm besinler birer birer kontrollü olarak diyete eklenir.

Line-4.png

Anti-Inflamatuar DİYETLER Glutensiz diyet

İnflamatuvar hastalıklarda glutensiz diyetin kullanımı ve yararları ile ilgili sınırlı sayıda veri mevcuttur. Son zamanlarda yapılan kesitsel bir calışmada hastalara herhangi bir zaman dilimi icerisinde glutensiz diyet yapıp yapmadıkları, şuan herhangi bir diyette olup olmadıkları, gluten hassasiyeti veya çölyak hastalığı olup olmadıkları, glutensiz diyet yaptıklarında inflamasyon semptomlarında bir azalma olup olmadığına dair sorular sorulmuştur. Çalışmaya göre glutensiz diyetle beslenen hastaların %65 oranında semptomlarında (özellikle yorgunluk bölgesel ağrı) azalma olduğu, %38’inde ise hastalığın alevlenme şiddetinde azalma olduğu saptanmıştır. Bu calışma, inflamasyonda ‘da semptomların tedavi edilmesinde glutensiz diyet uygulamasının yardımcı olabileceğini gösterse de daha kapsamlı prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

GAPS (Bağırsak Ve Psikoloji Fizyoloji Sendromu)

GAPS; bağırsak ile beyin /beden arasındaki ilişkinin, nöroloji ve beslenme doktoru Natasha Campbell-Mcbride tarafından uluslar arası tescilli ifadesidir. GAPS, “gut and psychology/physiology syndrome” kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Gaps beslenme protokolü, bağırsaklardaki yararlı bakteri sayısını artırarak, yaralı, hasarlı, sızıntılı bağırsak duvarını iyileştirmek amacıyla bağırsak dokusunu tamir etmeye yönelik uygulanan bir beslenme protokolüdür. GAPS beslenme protokolü; hastalık yapıcı zararlı bakteri ve mantarların üremesini sağlayan tüm işlenmiş gıdaların ve paketli ürünlerin beslenme programından tamamen çıkarılmasıyla başlar. Probiyotik desteği, fermente gıdaların diyete eklenmesiyle çok kısa bir sürede bağırsakta meydana gelen hasarları ve sızıntıları tedavi eder. GAPS beslenme protokolü ağır metallerin, toksinlerin ve sindirilmemiş besinlerin kana geçişini engeller. İşlenmiş gıdaların diyetten çıkarılması ile beyin ve diğer organlarda gelişen toksin temizlenmesi, kısa sürede fizyolojik ve psikolojik sorunların büyük ölçüde ortadan kalkmasını sağlar. 

Düşük Fodmap Diyeti

FODMAP; meyve şekeri früktozun bileşeni fruktan, süt şekeri dediğimiz laktoz ve bir
karbonhidrat türü olan galakto-oligosakkaritler açısından kısıtlı bir beslenme planıdır. Sindirilerek kan
dolaşımına katılmak yerine bağırsak bakterilerinizin çoğunun bulunduğu bağırsağınızın son noktasına
kadar sindirilmeden taşınırlar ve hidrojen gazı üretirler. FODMAP’ ler bağırsağınıza sıvı çekerek diyare
neden olabilir. Yapılan araştırmalar sonucu diyette yüksek fodmap içeren besinler yerine, düşük fodmap
içeren besinlerin tercih edilmesi ile barsaklarda meydana gelen bu sindirim ve emilim bozukluğunun
sebep olduğu fermentasyon ve beraberindeki gaz, karın ağrısı, diyare gibi problemler önlenebilmektedir.
Yapılan çalışmalar düşük FODMAP diyetinin otoimmün hastalıklar üzerindeki klinik etkinliğini
kanıtlamıştır.

eliminasyon diyeti

Eliminasyon diyeti, metabolik ve kronik inflamatuar hastalıkların iyileşmesinde çok etkili bir bir beslenme planıdır. Tamamen barsaklardaki bağışıklık sistemi cevabını düzenlemek amacıyla potansiyel yabancı/antijen olarak görülen tüm besinleri günlük beslenme planından çıkarmak esasına dayanır. Eliminasyon diyetinde kısıtlamalar söz konusu olduğundan kişinin şikayetlerinden yola çıkılarak 21/42 günlük bir zaman planlaması yapılır. Eliminasyon diyetinde özellikle yasak olan besin grupları; Tüm şeker ve tatlandırıcılar (fruktoz şurubu-sükroz- şeker), glutenli tahıllar ve unları (buğday- arpa-çavdar)süt ve süt ürünleri (peynir-yoğurt-süt). Bu diyette size rahatsızlık vermediğini bildiğiniz tüm sebzeler, ve meyveler serbest. zeytin, zeytinyağı ve bitki çayları serbesttir ve siyah çay çok az içilebilir. Bu plan içerisinde sistemi vitamin / mineral destekleri fitoterapik çaylar ve aromaterapik yağlarla da desteklenebilir

kapak_30_770x459
yellow-bg.png
saglikli-beslenme-1
yellow-bg-1.png
Line-4.png

Sonuç

Birçok çalışmada diyet ve inflamasyon arasındaki ilişki ortaya konmuştur. İnflamasyonun neden olduğu Sp-A, metabolik sendrom, kanser, astım, kemik sağlığı ve depresyon gibi hastalıklar tanımlanmıştır. Bu nedenle antiinflamatuar özellik gösteren yeşil/siyah çay, soğan, sarımsak, biber, kekik, biberiye, zencefil, zerdeçal ve safran gibi besinlerin ve bazı antiinflamatuar bileşenlerin tercihi kronik hastalıkların oluşumuna ve şiddetlenmesine engel olabilmektedir. Bununla birlikte pro- inflamatuar özellik gösteren besin ve bileşenlerin aşırı alımı sınırlandırılmalıdır. Sonuç olarak besinlerin inflamasyonla ilişkisini ve hastalıklardaki etkisini araştıran daha çok araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Uzm. Dyt. Sümeyra Candan